2007 yazının sonuydu...
"kazanmak ile kaybetmek" kelimelerinin arasında,
-mest ve eskrik- zemin üzerindeki o ilk atış atış talimleri,
-hayata, insana ve sevgiye dair ne kadar kelime varsa kitaplardan öğrenemediğin-
cephanesi boşalmış bir karargah gibi,
galibiyet ne anlama geliyordu şimdi,
yitik bir ülke için ? ...
saflık da, öğrenilmiş yalnızlık da, özgür kalmış bir kurdun tüm bir elmayı dişleme arzusu da ...
hepsi bir arada-
-hiçbiri değiş-mez,
(ama)
geli-şir !
"Gazeteyi bir kenara fırlattı!"
"kazanmak ile kaybetmek" kelimelerinin arasında,
-mest ve eskrik- zemin üzerindeki o ilk atış atış talimleri,
-hayata, insana ve sevgiye dair ne kadar kelime varsa kitaplardan öğrenemediğin-
cephanesi boşalmış bir karargah gibi,
galibiyet ne anlama geliyordu şimdi,
yitik bir ülke için ? ...
saflık da, öğrenilmiş yalnızlık da, özgür kalmış bir kurdun tüm bir elmayı dişleme arzusu da ...
hepsi bir arada-
-hiçbiri değiş-mez,
(ama)
geli-şir !
"Gazeteyi bir kenara fırlattı!"
Sigarasını söndürdü
ve
gözlerini boşluğa dikerek şöyle dedi;
" Kelimenin tam anlamıyla bir tımarhaneye ya da hapishaneye ihtiyacım var. Asıl dışarısı oralar çünkü, farkettim ki ben içerideyim ! "
Gece yağmurlu, sokaklar ise sırıl sıklamdı tüm kıvrımlarıyla,
loş-karanlık... mazgallardan aşağı boşalan suyun şarıltısını duyabiliyordu.
Ensesinden sırtına akmaya başlamıştı yağmur suyu;
yağmurluğunu, damatlığı ve deli gömleğiyle birlikte sakladığı gardıropta unutmuştu.
...ama hiçbir şey engel olamıyordu sokaklarda yürürken kayıp durmasına. Ölüm arzusuyla basıyordu tüm su birikintilerine ve aynı arzuyla girip çıkıyordu tüm dar sokaklara. Ve en azından çabalıyordu, ya da sadece var olmanın dehşetli azabı mıydı her şey ?
Bilmiyordu, bildiği tek şey bundan garip bir haz aldığıydı...
Suratına çarpan her bir yağmur damlası ile çınlıyordu zihnindeki o melodi; " yal-nız-lık ö-mür bo-yu !"
ve bir kadınla bir şehir arasındaki fark gittikçe kapanıyordu.
(...)
devam edecek...
Eylül 2009
Fotografya: (HE)
" Kelimenin tam anlamıyla bir tımarhaneye ya da hapishaneye ihtiyacım var. Asıl dışarısı oralar çünkü, farkettim ki ben içerideyim ! "
Gece yağmurlu, sokaklar ise sırıl sıklamdı tüm kıvrımlarıyla,
loş-karanlık... mazgallardan aşağı boşalan suyun şarıltısını duyabiliyordu.
Ensesinden sırtına akmaya başlamıştı yağmur suyu;
yağmurluğunu, damatlığı ve deli gömleğiyle birlikte sakladığı gardıropta unutmuştu.
...ama hiçbir şey engel olamıyordu sokaklarda yürürken kayıp durmasına. Ölüm arzusuyla basıyordu tüm su birikintilerine ve aynı arzuyla girip çıkıyordu tüm dar sokaklara. Ve en azından çabalıyordu, ya da sadece var olmanın dehşetli azabı mıydı her şey ?
Bilmiyordu, bildiği tek şey bundan garip bir haz aldığıydı...
Suratına çarpan her bir yağmur damlası ile çınlıyordu zihnindeki o melodi; " yal-nız-lık ö-mür bo-yu !"
ve bir kadınla bir şehir arasındaki fark gittikçe kapanıyordu.
(...)
devam edecek...
Eylül 2009
Fotografya: (HE)

